**
23 Mayıs 2026 tarihinde AK Parti tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, medya dünyasında tartışmalara yol açacak yeni düzenlemeleri beraberinde getiriyor. Teklif, basın kuruluşları, Merkez Bankası personeli, belediye mülkiyetleri ve petrol piyasası gibi çok çeşitli alanlarda değişiklikler içeriyor. Muhalefet, özellikle “basın özgürlüğü”, “yetki genişlemesi”, “rant” ve “idari baskı” konularında şiddetli itirazlar hazırlıyor.
Teklifin en dikkat çekici yönleri arasında Basın İlan Kurumu’na yönelik düzenlemeler öne çıkıyor. İnternet haber siteleri için yeni “vasıf” kriterleri belirlenirken; haber sayısı, kadro, okur sayısı ve yayın süresi gibi değişkenlerin Basın İlan Kurumu Genel Kurulu tarafından belirleneceği ifade ediliyor. Muhalefet, bu düzenlemenin bağımsız internet medyasını hedef alabileceği görüşünde.
**İLAN KESME CEZALARI ARTIYOR**
Teklifin 195 sayılı Basın İlan Kurumu Kanunu’nun 49’uncu maddesinde önerdiği değişiklik, basın meslek örgütleri ve hukukçular arasında sansür tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Gazeteler, dergiler ve internet haber siteleri için kapsamlı “basın yayın ilkeleri” tanımlanırken, bu ilkelere aykırı hareket eden kuruluşlara 1 ila 10 gün arasında resmi ilan ve reklam kesme cezası verilmesi öngörülüyor. Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu, internet haber siteleri ve gazetelere ceza verebilecek; aynı ihlalin tekrarı durumunda ceza süresi 25 güne kadar uzatılabilecek.
Muhalefet, bu düzenlemelerin “ekonomik sansür mekanizması” oluşturabileceğini savunuyor. Özellikle Basın İlan Kurumu’na tanınan “resen inceleme” yetkisi, geniş bir takdir alanı sunarak eleştiriliyor. Düzenlemenin, Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki iptal kararlarına rağmen daha sert bir yapı ile geri getirildiği yorumları da yapılıyor.
**CEZA KAPSAMI GENİŞLETİLİYOR**
Düzenlemede yer alan “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü”, “milli ve manevi değerler”, “genel ahlak” gibi geniş ve yoruma açık ifadeler, eleştirilerin odak noktasını oluşturuyor. Bu kavramların siyasi iktidar tarafından farklı şekillerde yorumlanabileceği ve eleştirel yayıncılığı cezalandırabileceği endişesi dile getiriliyor. Teklife göre, yalnızca şikâyet üzerine değil, Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu’nun kendi inisiyatifiyle inceleme başlatabilmesi mümkün hale geliyor. Bu durum, haber siteleri ve gazeteler üzerinde doğrudan yaptırım uygulama sürecini kolaylaştırıyor.
**BİK İLE EKONOMİK BASKI**
Muhalefet ve basın meslek örgütleri, düzenlemenin ekonomik baskıyı artıracağını savunuyor. Resmi ilan gelirlerinin yerel medya ve bağımsız internet siteleri için hayati öneme sahip olduğu belirtiliyor. İlan kesme cezalarının, fiilen “yayın susturma aracı” haline gelebileceği vurgulanıyor. Ayrıca teklifte yer alan “haber ve yorumların gerçeği yansıtması esastır” gibi ifadelerin, hangi haberin “gerçekliği yansıtmadığı” konusunda idari değerlendirmelere bırakılmasının eleştirildiği görülüyor.
**YARGI SÜRECİ BEKLENMEYECEK**
Düzenlemenin dikkat çeken bir diğer noktası ise, bir yayına karşı yargıya başvurulmuş olmasının BİK Yönetim Kurulu’nun işlem yapmasını engellemeyecek olması. Böylece mahkeme kararının beklenmeden idari yaptırımlar uygulanabilecek. Teklifte, çocukların korunması, nefret söylemiyle mücadele gibi evrensel gazetecilik ilkeleri de yer alıyor; ancak bu başlıkların arasına siyasal yorumlara açık maddelerin yerleştirilmesi eleştiriliyor.